Faydalı Linkler

Suç Örgütüne Üye Olmak ve Hırsızlık - Anayasa Mahkemesinin Ceza Yargılama Süresinin Makul Olup Olmadığı Değerlendirmesi ve İhlal Kararı


Suç Örgütüne Üye Olmak ve Hırsızlık - Anayasa Mahkemesinin Ceza Yargılama Süresinin Makul Olup Olmadığı Değerlendirmesi ve İhlal Kararı
Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılama karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların tutumu, başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği dikkate alınır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm

Başvuru Numarası: 2014/12089 Karar Tarihi: 27/10/2016 

BAŞVURUNUN KONUSU: Başvurucu, suç örgütüne üye olmak ve hırsızlık suçlarına ilişkin olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 13/12/2007 tarihinde gözaltına alınmış; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 30/1/2008 tarihli iddianamesiyle başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır. İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.02.2008 tarihli yetkisizlik kararı üzerine yargılamaya Bakırköy 23. Asliye Ceza Mahkemesinde devam edilmiştir. Mahkemece 24/12/2014 tarihinde başvurucunun beraatına karar verilmiştir. Başvurucu yönünden temyiz edilmeyen karar kesinleşmiştir.

KARAR: Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul süre şikâyetiyle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık yedi yıllık yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir… ”Başvurucu, manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında -yargılamadaki taraf sayısı da dikkate alınarak- başvurucuya net 4.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.Açıklanan gerekçelerle; Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süre yargılanma hakkının ihlal edildiğine, başvurucuya net 4.000 TL manevi tazminat ödenmesine, tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine, 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine, ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına, kararın bir örneğinin Bakırköy 23. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2008/14, K.2014/514) gönderilmesine, kararın bir örneğinin Adalet bakanlığına gönderilmesine 24/11/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu sayfayı paylaş