Faydalı Linkler

Sahte Çek Hakkında Kanun Yararına Bozma Talebi


Sahte Çek Hakkında Kanun Yararına Bozma Talebi
Hiç bir bilgi ve belge temin etmeksizin, münhasıran şüphelilerin ifadeleri ile yetinerek olayın hukuki uyuşmalık kapsamında kaldığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği nazara alınarak itirazın kabulü gerekir

Yargıtay 15. Ceza Dairesi
2017/16715 E.-2017/9828 K.T. 24.04.2017

Mahkemesi : Sulh Ceza Hakimliği
KONU          : Kanun Yararına Bozma(Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar)

ÖZET: Cumhuriyet savcısının müşteki tarafın iddialarına esas takip dosyaları ve bu dosyalara esas yargılama dosyaları ile müşteki ve borçlu şirketin ticari kayıtları celp edilip, iddialar açıklığa kavuşturulduktan sonra tarafların hukuki durumunun tespit ve tayini gerekirken hiç bir bilgi ve belge temin etmeksizin münhasıran şüphelilerin ifadeleri ile yetinerek olayın hukuki uyuşmalık kapsamında kaldığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği nazara alınarak itirazın kabulü gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

KARAR: Belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından şüpheliler haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik müşteki vekili tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Sulh Ceza Hakimliği’nin değişik iş sayılı kararI aleyhine Adalet Bakanlığınca verilen kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.

Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; Cumhuriyet Başsavcılığınca, şüphelinin, soruşturmaya konu dosyada alınan savunmasında, iddiaya konu çekler üzerindeki imzanın kendisine ait olduğunu, çeklerin sahte olmadığını, finansal sıkıntıya düşmeleri nedeni ile zaman kazanmak için İcra İflas Yasası’nın kendilerine verdiği itiraz haklarını kullandığı savunması ile müşteki vekilinin dosyaya sunduğu belgeler bir bütün halinde değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki anlaşmazlığın alacak verecek meselesinden kaynaklanan hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu ve hukuk mahkemelerinde çözümü gereken hukuki mahiyet arz eden hukuki anlaşmazlık konusunu oluşturduğu ve atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,

5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, dosya kapsamına göre, müşteki şirket yetkilileriyle şüpheliler arasında eskiye dayanan ticari ilişki bulunduğu, bu kapsamda şüphelilerin yetkilisi olduğu Şirket adına keşide edilen alacaklı şirkete verilen toplam 284.855,00 Türk lirası değerindeki 5 adet çekin karşılıksız çıktığı, borcun tahsili için alacaklı şirket tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte bulunulduğu, borçlu şüphelilerin ise kötü niyetli olarak, imzaya, borcun tamamına, faizine ve ferilerine itirazda bulunduğu, bu itirazda ise aralarında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı ve çeklerdeki imzaların kendilerine ait olmadığının ileri sürüldüğü, buna karşın çeklerin aralarındaki ticari ilişki nedeniyle keşide edildiğinin şikayet dilekçesi ekinde sunulan cari hesap dökümleri, fatura ve mail çıktıları ile sabit olduğu, alacaklı tarafça açılan itirazın iptali davalarında imzaların şüpheliye ait olduğunun saptandığı, bunun yanında şüphelilerin alacaklılardan mal kaçırmak maksadı ile tamamen farklı bir isim adı altında yeni bir şirket kurdukları, bu şirketin yapılan fiili hacizlerde istihkak iddiasında bulunduğu, bu nedenle istihkak davası açmak zorunda bırakıldıkları, muvazaalı olarak kurulan Şirket yetkilileri ile borçluların müştereken dolandırıcılık kastı ile hareket ettikleri ve imzada sahtecilik yaptıklarının iddia edilmesi ve şüpheli beyanları ile alacaklı tarafa borçları bulunduğu, buna karşın ödeme güçlüğünde olmaları sebebiyle icra hukukundan kaynaklanan itiraz haklarını kullandıklarını beyan etmeleri de göz önüne alınarak, müşteki tarafın iddialarına esas takip dosyaları ve bu dosyalara esas yargılama dosyaları ile müşteki ve borçlu şirketin ticari kayıtları celp edilip, iddialar açıklığa kavuşturulduktan sonra tarafların hukuki durumunun tespit ve tayini gerekirken hiç bir bilgi ve belge temin etmeksizin, münhasıran şüphelilerin ifadeleri ile yetinerek olayın hukuki uyuşmalık kapsamında kaldığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği nazara alınarak itirazın kabulü gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.

Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, Sulh Ceza Hâkimliği’nin değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince bozulmasına, aynı maddenin 4/a bendi uyarınca müteakip işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 24.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 Karar Kaynak Bilgisi İçin Tıklayınız


Bu sayfayı paylaş