Faydalı Linkler

İş Kazası Nedeniyle Uğranılan Zararların Tazmini ve Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlali


İş Kazası Nedeniyle Uğranılan Zararların Tazmini ve Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlali
Somut olayda on beş yıllık yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
(Başvuru Numarası: 2014/5462) Karar Tarihi: 24/11/2016 

ÖZET: Başvurucu tarafından 8/9/2000 tarihinde Niğde İş Mahkemesinde açılan iş kazası nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemli davada İlk Derece Mahkemesinin 16/1/2013 tarihli hükmü ile dava kısmen kabul edilmiş, temyiz incelemesi sonucu hüküm Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 22/10/2013 tarihli ilamı ile bozulmuş, bozma üzerine yargılama Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde (İş Mahkemesi Sıfatıyla) yürütülmüş, 16/9/2014 tarihli karar ile dava kısmen kabul edilmiş, temyiz incelemesi sonucu bu karar Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 8/9/2015 tarihli ilamı ile onanmış ve yargılama süreci sona ermiştir.

KARAR: Başvurucu makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin olan iş mahkemeleri nezdinde açılan davalarda yargılama süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın açıldığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak yargılamanın sona erdiği yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul süre şikâyetiyle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır. İş mahkemeleri nezdinde görülen davalarda yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda on beş yıllık yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

Başvurucu manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 26.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

Açıklanan gerekçelerle; makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süre yargılanma hakkının ihlal edildiğine, Başvurucuya net 26.000 TL manevi tazminat ödenmesine 24/11/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu sayfayı paylaş