Faydalı Linkler

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu


Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu
Pilatin Hukuk ve Danışmanlık Bürosu, Pilatin Hukuk Danışmanlık, Platin Hukuk Danışmanlık, Avukat Simge Pilatin, Simge Pilatin, İstanbul Yabancılar Hukuk Bürosu, Yabancılar Danışmanlık Bürosu, Sınırdışı Davası, Ticari dava av, Vergi Dava Avukatı İst

YAZAN: SİMGE PİLATİN

KONU  : HABERLEŞMENİN GİZLİLİĞİNİ İHLAL SUÇU

T. C. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalı  Yüksek Lisans Tezi  

HABERLEŞMENİN GİZLİLİĞİNİ İHLAL SUÇU(TCK m. 132) 

SİMGE PİLATİN2501100309 

PROF. DR. ADEM SÖZÜER İSTANBUL 2010   

I. BÖLÜM: GİRİŞ 

ÖZEL HAYATA VE HAYATIN GİZLİ ALANINA KARŞI SUÇLAR

Anayasa m. 20/1’de "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz” ve AY m. 22/1’de "Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır” hükmüne yer verilerek özel hayatın gizliliğinin önemi belirtilmiştir. Giderek artan orandaki teknolojik gelişmeler, kişilerin özel yaşamına müdahale olanağı vermekte, bu durum karşısında "özel yaşamın” korunması hukuksal yarar olarak büyük önem kazanmaktadır. "Kişinin özel hayatı insanlararası ilişkilerde önemlidir. Hayat sahibinin rıza ve bilgisi olmadan başkasının müdahalesi, hayat sahibi kişiye zarar verir. Fiil özel hukuk açısından kişilik haklarına saldırı teşkil eder (M.K. m.24)[1].

”‘Özel Yaşama Saygı İlkesi’ne Yeni Ceza Kanunu’nda ayrı bir önem verilmiştir. Bu kapsamda, ikinci kısmın dokuzuncu bölümünde ayrıntılı düzenlemeye gidilerek yeni suç biçimleri eklendiği görülmektedir. TCK’da bu başlık altında sırası ile;

·"Haberleşmenin gizliliğini ihlal” (TCK m. 132),

·"Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması” (TCK 133),

·"Özel hayatın gizliliğini ihlal” (TCK m. 134),

·"Kişisel verilerin kaydedilmesi” (TCK m. 135),

·"Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” (TCK m. 136),

·"Verileri yok etmeme” (TCK m. 138)

suçlarına yer verilmiş olup; TCK m. 137 ile tüm bu suçlar için nitelikli haller ve TCK m. 139’da şikayet, TCK m. 140’ta ise tüzel kişilerin sorumluluğu düzenlenmiştir. 

II. BÖLÜM: HABERLEŞMENİN GİZLİLİĞİNİ İHLAL SUÇU (TCK m. 132)

I. Genel Olarak

Yeni TCK m.124 ve m. 132, haberleşmeyi herhangi bir şekilde hukuka aykırı olarak ihlal eden eylemleri ceza yaptırımına bağlamaktadır. Haberleşme gizliliğini ihlalini ayrıntılı şekilde düzenleyen TCK m. 132 uyarınca:

"(1) kişiler arasında haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Bu gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı sureti ile gerçekleşirse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Kendisi ile yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın alenen ifşa eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.

(4) Kişiler arasındaki haberleşmelerin içeriğinin basın ve yayın yolu ile yayınlanması halinde, ceza yarı oranında artırılır.” denilmek suretiyle TCK m. 132/1’de Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu'na; TCK m. 132/2’de Kişiler Arasındaki Haberleşme İçeriklerini İfşa Suçu’na ve TCK m. 132/3’de Kendisi İle Yapılan Haberleşme İçeriğini İfşa Suçları’na yer verilmiş ve üç ayrı suç tek bir hüküm altına almıştır.

Bu madde itibariyle kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğinin ihlali; haberleşme içeriğinin gizli kaydı, bunun hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi ve eylemin basın yayın yolu ile gerçekleştirilmesi suç olarak öngörülmüştür. Yeni TCK m. 132, Eski TCK m. 195, 197 ve 200’de yer alan suçların kapsamı daha da genişletmek sureti ile tek maddede birleştirmiş ve Yeni TCK’da "haberleşmenin gizliliğini ihlal” suçu da dahil edilmek suretiyle düzenlenmiştir.

Eski TCK’da suçun maddi konusunu oluşturan haberleşme araçları "mektup veya telegraf veya kapalı zarf” şeklinde sınırlayıcı sayma sistemine yer verilmiş iken; Yeni TCK’da bu konuda bir sınırlamaya girilmemiş ve "haberleşme gizliliği” (Yeni TCK m. 132/1) ve "haberleşme içeriği” (Yeni TCK m. 132/2-3) biçiminde genel ve daha kapsamlı bir ifadeye yer verilmiştir. Keza, ETCK’nın 197. maddesindeki "neşir ve işaa” yerine "alenen ifşa” tabiri kullanılmış, 195/2 ve 197. maddelerdeki suçların karşılığı olarak getirilen 132/2 ve 132/3’te tanımlanan suçların oluşması bakımından "zarara neden olma” koşulu aranmamıştır[2]. Ayrıca Eski TCK’da haberleşme, daha çok, sırra ilişkin bir koruma alanı niteliği taşıyordu[3]. Yeni TCK’ya göre, haberleşmenin sırra ilişkin olması değil, aleni olmaması aranmıştır. Sırra ilişkin olsun veya olmasın haberleşmenin aleni olmaması gerekmektedir, aksi halde fiil suç teşkil etmeyecektir. Aleniyetin olduğu durumda gizlilik olmayacağından suçun unsuru oluşmamaktadır. Esasen aleni olan haberleşmeye herkes vakıftır[4]. 

II. KORUNAN HUKUKSAL YARAR

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu Yeni TCK’da "Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenmiştir. Bu sebeple TCK m. 132’de tanımlanan suçlar ile korunmak istenilen hukuksal yararın, genel olarak "özel hayatın gizliliği” (AY m. 20), özel olarak da "haberleşme hürriyetinin dokunulmazlığı” (AY m. 22) olduğu söylenebilir. Haberleşmenin aile üyeleri arasında gerçekleşmiş olmasına göre, aynı zamanda burada "aile yaşamı”nın da (AY m. 20) dolaylı olarak korunduğundan söz edilebilir.

"Özel Hayatın Gizliliği ve Korunması” başlıklı bölümde yer alan AY m. 22’nin gerekçesinde; "burada söz konusu olan haberleşme kişilerin kendi aralarında araçlar vasıtası ile serbestçe haberleşmesidir. Bu husus dahi özel hayatın bir unsurunu teşkil etmektedir.” denilerek haberleşme hürriyetinin kişilerin özel hayat alanı ile bağlantılı olduğu vurgulanmıştır[5]. Bu hürriyet, haberleşmeye katılan kişilerin onayı olmadıkça üçüncü kişilerin müdahalelerine karşı korunma hakkını da gerektirmektedir. Bu nedenle bu hak ile, devlete karışmama anlamında negatif bir yükümlülüğün getirilmesinin yanı sıra, böyle bir müdahale söz konusu olduğunda faili cezalandırma anlamında pozitif bir yükümlülük de getirilmektedir.

Bunların yanı sıra kişilerin özel hayatının gizliliği ve korunması hakkı ve bu bağlamda haberleşme hürriyeti, CMK m. 126’da "elkonulamayacak mektuplar ve belgeler”, CMK m. 129’da "Postada el koyma”, CMK m. 130’da "avukat bürolarında arama, elkoyma ve postada elkoyma” ve CMK m. 135’te "iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması” hükümleri ile, adli makamlar tarafından yapılan soruşturma ve kovuşturmalara karşı koruma altına alınmıştır. 

III. SUÇUN YAPISAL UNSURLARI

A. MADDİ UNSURLAR

Fiil-hareket kavramı, maddi unsur içinde ortaya çıkmakta ve öncelikle bir hareketten sonra neticeden oluşmaktadır. Yeni TCK m. 132 ile haberleşme dokunulmazlığının ihlali niteliğini taşıyan her türlü fiil suç olarak öngörülmüşken, Eski TCK’da haberleşme gizliliğinin, ancak haberleşme aracın "açmak” veya "ele geçirmek” suretiyle ihlal edilebileceği belirtildiği için haberleşme içeriğinin, açılmaksızın veya ele geçirilmeksizin öğrenilmesi halinde ceza koruması mümkün olmamaktaydı. Konunun kolay ele alınabilmesi açısından TCK m. 132 kapsamındaki suçların her birinin maddi unsurlarını ayrı ayrı ele almaya çalışacağız. 

1. HAREKET TÜRLERİ AÇISINDAN HABERLEŞMENİN GİZLİLİĞİNİ İHLAL SUÇU

Seçimlik hareketli suçlar, suçun kanuni tanımında birbirinin alternatifi olarak gösterilen birden fazla hareketle işlenebilen suçlardır. Seçimlik hareketlerden birinin gerçekleştirilmesi yeterlidir. Hareketlerin hepsi dahi yapılmış olsa ortada tek suç vardır. Kanuni tarifte yer alan hareketlerin her birinin konusu aynı ise, seçimlik hareketli suç, farklı ise ayrı ayrı suçlar (bağımsız suçlar) söz konusudur. Bu bağlamda, TCK m. 132/2 ve TCK m. 132/3’te belirtilen suçlar açısından seçimlik hareket söz konusudur çünkü her birinde suçun konusu haberleşme içeriğinin ifşasına yönelmiştir. TCK m. 132/1 c.1 ve 2’de suçun konusunu haberleşmenin gizliliği oluşturmaktadır. Bu bağlamda, örneğin, kişiler arasındaki haberleşme içeriğini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, bu fiili öncesinde haberleşmenin gizliliğini de ihlal etmişse, içtima hükümlerinin uygulanması gerekecektir.

a. TCK m. 132/1 Kapsamında Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu

Tek Hareketli Suçlar; bir suçun işlenebilmesi, meydana gelmesi için tek bir hareketin yeterli olduğu suçlardır. Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal, hukuki anlamda teklik içermektedir. Çok hareketli suçlarda suçun meydana gelebilmesi için failin birden çok hareketi gerçekleştirmesi aranmaktadır. Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlalin içeriklerin kaydı sureti ile gerçekleşmesi için, hem haberleşmenin ihlal edilmesi hem de haberleşmenin içeriğinin kaydı hareketlerinin aynı anda birbirini izlemesi sebebiyle, TCK m. 132/1 c.2’yi çok hareketli suçlar kapsamında ele almak gerekmektedir.

"Haberleşme”, zorunlu olarak en az iki kişi arasında araya bir vasıta sokulmak sureti ile gerçekleştirilen iletişimi ifade etmektedir. Bu itibarla haberleşme örneğin mektupla, telefonla, telgrafla, elektronik posta yolu ile yapılabilir. Bu suç açısından önemli olan haberleşme özelliği taşıyan bir içeriğin gizliliğinin ihlal edilmiş ve haberleşmenin belirli kişiler arasında yapılmış olmasıdır. Bu ihlalin hangi araç vasıtası ile yapıldığının önemi bulunmamaktadır. Bu suçun maddi unsurunu haberleşmenin gizliliğine müdahale oluşturan her türlü fiil oluşturmaktadır. Suçun oluşması bakımından gizliliği ihlal edilen haberleşmenin kaç kişi arasında gerçekleşmiş olduğunun veya kişiler arasındaki haberleşmenin ne suretle yapıldığının bir önemi bulunmamaktadır. Kanun koyucu TCK m. 132/1 c.1’de suçu tanımlamıştır ancak suçu oluşturan hareketin şekli, nasıl bir hareketle işlenebileceği hususunda bir özelleştirme yapılmamış olduğundan, belirtilen suç serbest hareketli bir suçtur. Buna karşılık 2. cümlede ihlalin kayıt sureti ile gerçekleştirilmesinden bahsedildiğinden, buradaki hareket modelinin bağlı hareketli olduğunu söylememiz gerekmektedir.

Kişiler arasında bir araç vasıtası ile yapılmayan konuşmaların çıplak kulak ile dinlenmesi, haberleşmenin gizliliğini ihlal niteliğini taşımayacağından, bu suçu oluşturmayacaktır. Suç, haberleşme içeriğinin hukuka aykırı biçimde öğrenilmesi ile oluşmaktadır. Bu itibarla suçu işleyenin, bu haberleşmenin tarafı olmayan bir kişi olması gerekir. Haberleşmenin gizliliğinin ihlalinin sadece okumak veya dinlemek sureti ile işlenmesi, örneğin postadaki bir mektubun üçüncü bir kişi tarafından açılıp içeriğinin okunmak sureti ile öğrenilmesi veya telefon konuşmalarının telefon hattına girilerek, dinlemek sureti ile öğrenilmesi bu suçun temel şeklini oluşturmaktadır.

Gizliliği ihlal edilen haberleşmenin içeriği ses ve/veya görüntü kaydına alınmış ise, TCK m. 132/1 c. 2 uygulanacaktır[6]. Bu kayıt, örneğin bir mektubun fotokopisinin veya fotoğrafının çekilmesi ve hatta mektup içeriğinin ses kaydına alınması biçiminde olabilir veya kişiler arasındaki telefon konuşmalarının başkası tarafından ses kaydına alınması biçiminde olabilir.

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu, ani ve icrai suçlardandır.

Seçimlik hareketli suçlar, suçun kanuni tanımında birbirinin alternatifi olarak gösterilen birden fazla hareketle işlenebilen suçlardır. Seçimlik hareketlerden birinin gerçekleştirilmesi yeterlidir. Hareketlerin hepsi dahi yapılmış olsa ortada tek suç vardır. Kanaatimizce, TCK m. 132/1’de cümle 1 ve 2’de belirtilen suçları seçimlik hareketli suç olarak nitelendirmek yerinde olmayacaktır çünkü söz konusu hareketler birbirinin alternatifi olarak gösterilmediği gibi, her iki suç da ayrı müeyyidelere bağlanmıştır. 

b. TCK m. 132/2 Kapsamında Kişiler Arasındaki Haberleşme İçeriklerini (Hukuka Aykırı Olarak) İfşa Suçu

Bu suçun maddi unsuru, haberleşme içeriklerinin hukuka aykırı olarak ifşası, yayılması ile; yani yetkisiz kişilerce öğrenilmesinin sağlanması ile oluşmaktadır. "İfşa[7]”, haberleşme içeriği konusunda üçüncü kişiye bilgi vermek, gizli bir şeyi ortaya dökmek, açığa vurmak, yaymak, ilan etmek, reklam etmektir. Bu bağlamda "kişiler arasındaki haberleşmenin ifşa edilmesi”ni "karşılıklı olarak alınıp verilen haberi, iletiyi, muharebeyi açığa vurmak, yaymak” olarak anlaşılması gerekir. İfşadan söz edilebilmesi için, haberleşme içeriğine mutlaka aleniyet kazandırılmış olmasına gerek yoktur. Haberleşme içeriğini öğrenen kişi, bunu bir kişiye veya alenen yaymış ise, TCK m. 132/2’deki suç oluşur. Haberleşmenin içeriğinin ifşa edildiğinden söz edilebilmesi için, yalnızca haberleşmenin değil, aynı zamanda bunun ilgili olduğu kişi veya kişilerin de açıklaması gerekir. Her ne kadar bu suçun oluşması için haberleşme içeriğinin tümüyle açıklanmış olması aranmaz ise de; açıklanan şeyin haberleşme içeriğine ilişkin olması şarttır. ‘İfşa’ açık veya örtülü; yazılı veya sözlü ve haberleşme içeriğin tümüne ilişkin olabileceği gibi, bir kısmına da ilişkin olabilir.

Suça yönelen hareketin tekliği doğal anlamda değil, hukuki anlamda anlaşıldığından, kişiler arasındaki haberleşme içeriğini ifşa suçunu, tek hareketli suç olarak kabul etmek gerekmektedir. Bu suçun konusunu oluşturan haberleşme içerikleri maddenin birinci fıkrasında tanımlanan suçun işlenmesi sureti ile veya hukuka uygun bir şekilde öğrenilmiş olabilir. Haberleşme içeriğinin, hukuka uygun olarak mı yoksa hukuka aykırı olarak mı öğrenildiği bu suçun oluşması bakımından önem taşımaz[8]. Önemli olan, haberleşme içeriklerinin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesidir. Bununla birlikte haberleşme içeriğini açıklayan kişi ayrıca haberleşmenin gizliliğini de ihlal etmiş olursa, hem TCK m. 132/1 ve hem de TCK m. 132/2’nin birlikte uygulanması gerektiği düşünülmektedir[9]. Bu kapsamda kanuni tarifte haberleşme içeriğini açıklayan kişinin ayrıca haberleşmenin gizliliğini de ihlal etmiş olması aransa idi, bu durumda çok hareketli suçlardan bahsedebilecektik.

Örneğin, haberleşme içeriği CMK’nın 135. Maddesi uyarınca tamamen hukuka uygun olarak kaydedilmiş olsa bile bunların ifşası halinde suç oluşacaktır. Failin, birinci fıkrada tanımlanan haberleşmenin gizliliğinin ihlali suçunu işledikten sonra bunu ifşa etmesi halinde sadece TCK m. 132/2 hükmü uyarınca suçtan cezalandırılması gerektiği yönünde görüşler bulunmaktadır[10]. Bu görüşün kabulü mümkün değildir.

TCK m. 132/2 kapsamında gerçekleştirilen ifşanın şekli gösterilmemiştir. Kanun koyucu suçu tanımlamakla yetinmiştir, yani kanuni tanımda o suçu oluşturan hareketin şekli, nasıl bir hareketle işlenebileceği hususunda bir özelleştirme yapılmamıştır. Bu sebeple bu suç tipi açısından serbest hareket söz konusu olacaktır. Kanuni tarifte belirtilen ‘ifşa’, hareketin şeklinden ziyade, sonuca yönelik olduğundan, bu suçun bağlı hareketli olduğunu belirtmemiz doğru olmayacaktır. Zira ifşanın nasıl yapılacağı belirtilseydi, o zaman bağlı hareketli bir suç tipi oluşacaktı. İfşa ile suç tamamlanmış olduğundan bu suç ani suçlardandır. 

c. TCK m. 132/3 Kapsamında Kendisi İle Yapılan Haberleşme İçeriğini (Alenen) İfşa Suçu

Bu suç, haberleşme içeriğinin ifşa edilmesi bakımından TCK m. 132/2’deki suça benzemektedir. Dolayısı ile TCK m. 132/2’de ifşa ile ilgili yapılan açıklamalar burada da geçerlidir. TCK m. 132/2 ile TCK m. 132/3 arasında iki açıdan farklılık bulunmaktadır: TCK m. 132/2’nin uygulanması için ifşanın "aleni” olarak gerçekleştirilmiş olma zorunluluğu aranmadığı halde TCK m. 132/3 açısından ifşanın aleni olması gerekmektedir. Haberleşme içeriğine aleniyet kazandırılmış sayılabilmesi için, belirsiz sayıdaki kişilere haberleşme içeriğini öğrenme olanağını yaratmış olması şarttır. Buna karşılık aleniyet basın yolu ile olmuş ise, bu, suçun nitelikli halini oluşturur. Diğer farklılık, TCK m. 132/2de öngörülen durumda, haberleşme içeriğini, buna taraf olmayan bir kişinin ifşa etmesi aranırken, TCK m. 132/3 için ifşanın haberleşmeye taraf olan kişice gerçekleştirilmiş olması zorunludur. Ancak bu suçun oluşması için ifşanın, haberleşmenin diğer tarafının "rızası dışında” gerçekleştirilmiş olması gerekir. Buradaki "rıza dışılık” Suçun hukuka aykırılık değil, tipiklik unsuru ile ilgilidir[11].

132. maddenin 3. fıkrasında tanımlanan bu suçun maddi unsuru, kişinin kendisi ile yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın alenen ifşa etmesi ile oluşmaktadır. Suçun oluşabilmesi için ifşanın "aleni” olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Aleniyet için aranan temel ölçüt, fiilin, gerçekleştiği koşullar itibari ile belirli olmayan ve birden fazla kişiler tarafından algılanabilir olmasıdır. Örneğin, bir kişinin yaptığı telefon konuşmalarını kaydederek diğer tarafın rızası olmaksızın bir başkasına dinletmesi halinde suç oluşmaz ise de, söz konusu telefon konuşması kaydını basın ve yayın mensuplarına vererek yayınlanmasını sağlaması veya diğer tarafın bilgisi ve rızası dışında bu konuşmanın içeriğini kağıda yazıp, herkesin ortasında okuması ya da örneğin apartmanın ilan panosuna asıp başkalarının okumasını sağlaması hallerinde anılan suç oluşacaktır[12].

Bağlı hareketli suçlar, kanuni tanımda hangi tür hareketler ile işlenebileceği belirtilmiş suçlardır. Suç tipinde o suçu oluşturan hareketler somutlaştırılmıştır. Bu suç tipinde kendisi ile yapılan haberleşmenin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın alenen ifşa eden kişi cezalandırılmaktadır. İfşada aleniyet arandığı gibi, failin de ancak haberleşmenin tarafı olabilmesi sebebiyle, kanaatimizce TCK m. 132/3’ü bağlı hareketli suç olarak nitelendirmenin daha yerinde olacaktır.

d. TCK m. 132/4 Kapsamında Kişiler Arasındaki Haberleşme İçeriğinin Basın ve Yayın Yolu ile Yayınlanması Hali

Bu fıkrada düzenlenmiş olan suç, ilk üç fıkranın nitelikli unsurunu oluşturmaktadır. Bazen suçun basit şekli serbest hareketli bir suç olmakla beraber, nitelikli hali bağlı hareketli bir suç olabilir. İşte bu halde, 4. fıkrada bağlı hareketli bir suç tipi karşımıza çıkmaktadır. Bu fıkra uyarınca suçun oluşumu için hareketin basın ve yayın yolu ile yayım şeklinde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. 

2. NETİCE

Netice, hareketin dış dünyada meydana getirdiği değişikliktir. Ancak suçun kanuni tanımında varsa bir unsur olarak dikkate alınacaktır. Netice bakımından suçların bazılarında netice vardır, bazılarında yoktur. Suçun kanuni tarifinde neticenin bulunup bulunmamasına göre suçları sırf hareket suçları ve neticeli suçlar olarak ikili bir ayrıma tabi tutmak mümkündür. Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu açısından, TCK m. 132/1 ve 132/2’de belirtilen suçların tamamlanması için netice aranmamakta, yalnızca fiilin icrası ile suç tamamlanmaktadır. Bu sebeple, TCK m. 132/1 ve 132/2’de belirtilen suçlar sırf hareket suçlarıdır. TCK m. 132/3’te ele alınan suçun meydana gelmesi için ifşanın varlığı yeterli görülmeyip, alenen ifşa da arandığından, bu suçun neticeli bir suç olarak düşünülebilse de, neticeli suçun oluşumu açısından kanuni tanımda ayrıca bir neticenin belirtilmiş olması gerektiğinden, bu suçun da sırf hareket suçu olduğunu söylememiz gerekmektedir. 

3. SUÇUN KONUSU

Hareketin Konusu, üzerinde tipe uygun hareketin icra edildiği gerçek konudur. Hukuki değer ise, toplumun ceza hukuku tarafından korunan yaşamsal değerleridir. Sosyal düzenin hukuken korunan soyut, ideal değerleridir. Fakat gerçek manada ihlal edilemezler.

a. TCK m. 132/1 Kapsamında Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunun maddi konusu "haberleşme”;

b. TCK m. 132/2 Kapsamında Kişiler Arasındaki Haberleşme İçeriklerini İfşa Suçunun maddi konusu "haberleşme içeriği” ve yine

c. TCK m. 132/3 Kapsamında Kendisi İle Yapılan Haberleşme İçeriğini İfşa Suçunun maddi konusu "haberleşme içeriği”dir.

Eski TCK m. 195’te ise suçun maddi konusunu sınırlı sayıdaki haberleşme araçları[13]oluşturmaktaydı.

TCK m. 132’de tanımlanan suçların maddi konusunun haberleşme araçları olması sebebi ile kişiler arasında haberleşme niteliği taşıyan mektup, telefon, telgraf, faks, elektronik posta ve ‘diğer herhangi bir yolla yapılan her türlü haberleşme araçları[14]’ maddede tanımlanan suçların konusunu oluşturmaktadır. Eski TCK ile, yalnızca sınırlı kapsamda sayılmış haberleşme araçları koruma kapsamına alınmış iken, teknolojik gelişmeler doğrultusunda ortaya çıkan yeni haberleşme araçları madde korumasından yararlanamamaktaydı.

"Yeni TCK m. 132’de belirtilen haberleşme içeriğinin ceza korumasından yararlanabilmesi için bir ‘sır’ içermesine gerek yok ise de, belirli bir kişiye izafe edilebilmesi şarttır. Bu suçların konusunu oluşturabilmesi için haberleşme içeriklerinin kişilerin özel hayat alanına girmesi ve belirli bir kişiye izafe edilebilmesi gerekir[15]. Bu itibarla anonim ve genel nitelikteki gönderiler örneğin, reklam broşürleri, kullanma talimatları gibi kişisel nitelikli olamayan haberleşme içerikleri TCK m. 132’de tanımlanan suçların maddi konusunu oluşturmadığından maddenin öngördüğü korumadan yararlanamamaktadır[16].”

a. SUÇUN KONUSU ÜZERİNDE DOĞAN ETKİYE GÖRE SUÇ TÜRLERİ

TCK m. 132 ile korunan haberleşmenin gizliliğine yönelik suçlar, tehlike suçlarıdır. Niteliği itibariyle, yalnızca özel hayatın gizliliğinin esas tutulması kapsamında korunmuş olan bu hukuki yararın ihlali halinde ortaya bir zarar meydana gelmesi aranmamıştır. Ancak, haberleşme gizliliği ve haberleşme içerikleri ihlal edilmiş haberleşme taraflarının, bu ihlalin neticesinde zarara uğramış olmaları mümkün olsa da, bu durum, düzenlenen madde hükmünü tehlike suçu niteliğinden çıkarmayacaktır. Tehlike suçlarında suçun konusunun zarara uğramaması sebebiyle; haberleşmenin gizliliğinin ihlali ancak tehlike suçu olarak nitelendirilebilecektir. Soyut tehlike suçlarında hareketin suç konusu üzerinde somut bir tehlike meydana getirmesi aranmaması, suç tipinde yasaklanan icrai veya ihmali davranışın yapılmasıyla suçun gerçekleştiği kabul edilmesi sebebiyle, haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu, soyut tehlike suçlarındandır. Soyut tehlike suçları, sırf hareket suçlarıdır.

Somut tehlike suçlarında ise zararın meydana gelmesi ihtimali kuvvetle muhtemeldir. Somut tehlike suçlarında hareketin suç konusu üzerinde gerçekten tehlike meydana getirilip getirilmediği hakim tarafından araştırılır. Konu üzerinde objektif olarak gerçek bir tehlikenin meydana gelmesi şarttır. Bu sebeple failin eylemi ile ortaya çıkan tehlike arasında nedensellik bağı da kurulmalıdır. Bu durum itibariyle, kişiler arasındaki haberleşme içeriklerinin ifşası ve kendisi ile yapılan haberleşme içeriğini ifşa halinde, kişilik haklarının zedelenmesi, onurun kırılması veya bir sırrın açığa çıkarılması sebebiyle maddi zarara uğranması vs. tarzında bir takım zararların oluşması mümkün olduğundan bu suçları somut tehlike suçu olarak nitelemek kanaatimizce daha doğru olacaktır.

Tehlike suçlarında zararın gerçekleşmesi halinde, fail meydana gelen zararlı neticeden kast veya taksirine göre sorumlu tutulacaktır. Ancak neticeye yol açan hareketin tekliği dikkate alınarak fikri içtima hükümlerinin (TCK m. 44) göz önünde tutulması gerekmektedir. 

4. FAİL

a. TCK m. 132/1 Kapsamında Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu

Bu suçun faili, gizliliği ihlal edilen haberleşme tarafları dışındaki herhangi üçüncü bir kişi olabilmektedir. Bu madde itibari ile tanımlanan suç açısından belirli kişiler arasında yapılan haberleşmenin gizliliğini ihlal söz konusu olduğundan, bu suçun faili haberleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişi veya kişiler olması gerekmektedir. Bu suçun mağduru; haberleşmesinin gizliliği ihlal edilen herhangi bir kişi olabilir. 

b. TCK m. 132/2 Kapsamında Kişiler Arasındaki Haberleşme İçeriklerini (Hukuka Aykırı Olarak) İfşa Suçu

TCK m. 132/2de öngörülen durumda, haberleşme içeriğini, buna taraf olmayan bir kişinin ifşa etmesi aranmaktadır.

Bu suçun faili, gizliliği ihlal edilen haberleşme tarafları dışındaki herhangi üçüncü bir kişi olabilmektedir. Bu suçun mağduru, haberleşme içeriği ifşa edilmiş herhangi bir üçüncü kişi olabilir.

c. TCK m. 132/3 Kapsamında Kendisi İle Yapılan Haberleşme İçeriğini (Alenen) İfşa Suçu

Bu suçun faili, ancak mağdurun kendisi ile haberleştiği, haberleşmenin tarafı olan bir kişi olabilir. Bu suçun mağduru, kendisi ile yapılan haberleşme içeriği alenen ifşa edilmiş kişi olabilir. Şayet kişi, alenen ifşa için rıza göstermiş ise, o zaman hukuka uygunluk nedeni mevcut olacak ve bu suç oluşmayacaktır.

Gerçek özgü suçlar sadece özel faillik vasfını taşıyanlar tarafından işlenebilen suçlardır. Özel faillik vasfını taşımayan kişilerin fail olarak katılması mümkün değildir. Ancak "şerik” olarak bu suça katılabilirler. TCK m. 132/3’te belirtilen suç için, özel faillik vasfı öngörülmüştür. Suç ancak, haberleşmenin taraflarından biri tarafından işlenebileceğinden, bu suç gerçek özgü suçtur. Gerçek ve görünüşte özgü suç ayrımı iştirak kurallarının uygulanması bakımından önemlidir. 

5. MAĞDUR-SUÇTAN ZARAR GÖREN

Mağdur; işlenen fiil nedeniyle haksızlığa uğramış kişi, kendisine karşı suç işlenen kimsedir. Aynı zamanda suçun işlenmesinden zarar gören kişidir. Suçtan zarar gören kişi ise, suçun işlenmesi dolayısıyla her zaman mağdur edilen kişi olmayabilir. TCK m. 132/1 kapsamında mağdur, haberleşmesi ihlal edilen her iki taraf; TCK m. 132/2 kapsamında haberleşme içerikleri ifşa edilen haberleşmenin her iki tarafı; TCK m. 132/3 kapsamında mağdur ise, kendisi ile yapılan haberleşme içeriği izinsiz ifşa edilen haberleşme tarafıdır. 

6. SUÇUN NİTELİKLİ UNSURLARI

Suç tipinin nitelikli unsurları, suçların temel şekli yanında cezayı ağırlaştıran veya hafifleten hallerdir. Suçun nitelikli halinde, o suçun temel şekline ilişkin tüm unsurların yanında ayrıca özel olarak bir tane özel unsuru bulunmaktadır. Temel şekli gerçekleşmeyen bir suçun nitelikli halinden söz edilemez. Bu açıdan, TCK m. 132’de belirtilen suç açısından nitelikli unsurlar tartışmalıdır. Bir görüşe göre[17]TCK m. 132/1 c.1 suçun temel halidir ve TCK m. 132/1 c.2’deki hareketin gerçekleştirilmesiyle, yani haberleşmenin gizliliğini ihlalin kaydı suretiyle gerçekleşmesi halinde, suçun nitelikli şekli oluşacaktır. Diğer bir görüşe göre, haberleşme içeriğinin kayda alınması, zorunlu olarak onun gizliliğinin de ihlal edilmesini gerektirdiği için böyle bir durumda ayrıca TCK m. 132/1 c.1 uyarınca faile ceza verilmesi gerekmektedir[18]. Böylece içtima hükümlerinin uygulanması söz konusu olabilecektir. Haberleşmenin gizliliğini ihlali, haberleşme içeriklerinin kayda alınması sureti ile yapılmışsa, örneğin kişiler arasındaki telefon konuşmalarının başkası tarafından bir dinleme aleti ile kaydedilmesi sureti ile yapılmışsa bu durumda bu suçun nitelikli hali oluşur. Suçun bu temel ve nitelikli halinin oluşması bakımından dinleme, okuma, veya kaydetme sureti ile öğrenilen haberleşme içeriğinin ifşa edilmesi gerekli değildir[19].

Bunların yanı sıra, TCK m. 132/4 düzenlemesi yani kişiler arasındaki haberleşmelerin içeriğinin basın ve yayın yolu ile yayınlanması hali ve TCK m. 137 kapsamında, kamu görevlisi tarafından görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanılmak suretiyle veya belli bir meslek veya sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle suçun işlenmesi durumunda, söz konusu suçun nitelikli hali oluşacak ve verilecek ceza belirtilen miktarda artırılacaktır. 

Bu suçlar bakımından daha az ceza verilmesini gerektiren herhangi bir nedene maddede yer verilmemiştir.

Failin olası kast ile hareket etmesi durumunda ceza indirilir (TCK 21/2).

B. MANEVİ UNSUR

TCK m. 21’e göre suçun oluşması için kastın varlığı gerekmektedir. Bu yüzden her suçun tanımda kasten işlenmesi gerektiği unsurunun yer alması gerekmez. Bu suçların manevi unsurunun gerçekleşmesi için suçun genel kast ile işlenmesi gerekmektedir. Olası kast yeterli görülerek, failin doğrudan kast veya en azından olası kast ile hareket etmesi aranmıştır. Failin olası kast ile hareket etmesi durumunda ceza indirilir (TCK m. 21/2). Haberleşme içeriğine yapılan müdahalenin ya da ifşa isteminin nedeni, haberleşme içeriğinin niçin öğrenilmek istendiği, failin bu fiilleri hangi saikle işlediği sebepleri kastın varlığına etki etmez. Ancak failin kastının haberleşme gizliliğinin ihlaline yönelik olması gerekmektedir. Örneğin mektubu, içindeki parayı almak için açan kişi bu suçu değil, hırsızlık suçunu işlemiş olacaktır. Ceza Kanununda sadece belirli taksirli hareketler cezalandırılır. TCK m. 22’ye göre, taksir istisnadır ve taksirle işlenebilecek suçlar açısından, suçun kanuni tanımında taksir unsurunun belirtilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, TCK m. 132 itibariyle taksire yer verilmediğinden, bu suçların taksir ile işlenmesi mümkün değildir[20].

C. HUKUKA AYKIRILIK UNSURU

Haberleşme gizliliğine yönelik müdahalenin herhangi bir hak ve yetkiye dayanması halinde hakkın kullanılması hukuka aykırılığı ortadan kaldırabilir[21]. Kanunun verdiği bir yetkinin kullanılması (TCK m. 24/1) açısından; örneğin ‘elkoyma’ (CMK m. 126 vd), ‘telekomünikasyon yolu ile yapılan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması’ (CMK m. 135 vd, PvSK Ek m. 7) çerçevesinde haberleşmenin içeriğinin öğrenilmesi de adli soruşturma ve kovuşturmalar bakımından kanunun verdiği bir yetkiye dayanılması sebebi ile bu suç kapsamına girmeyecektir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 68/2 uyarınca hükümlülere gelen ve hükümlüler tarafından gönderilen mektupların açılıp okunmak sureti ile infaz kurumunca denetlenebilmesi, kanunun verdiği bir yetkiye dayandığından suç oluşturmayacaktır ya da asker kişilerin mektuplarının açılması kamu güvenliği, adli soruşturma ve kovuşturmadaki yasal zorunluluklardan dolayı yapıldığından bu ve benzer durumlarda hukuka uygun olan bu eylemler suç oluşturmaz. Ayrıca, disiplin yetkisinin kullanılması çerçevesinde ebeveynin küçüğe gönderilen mektupları açması durumunda da fiil hukuka uygun sayılmalıdır. Bunun gibi bir hakkın kullanılması durumu olan gazetecilik mesleğinin icrası da, bu suçta hukuka aykırılığı ortadan kaldırır. Ancak bunun için haberleşmenin gizliliğine müdahaleyi haklı kılacak üstün bir kamu yararının bulunması gerekir. Tehdit ve hakaret suçunun mağdurunun failin yakalanmasını sağlamak için kendisini arayan kişinin sesini kaydetmesi, zorunluluk hali kapsamında ele alınır. Bunların haricinde taraflarının rızası ile haberleşmede dinleme, okuma, ve kayda alma hususları gerçekleşmişse, ‘ilgilinin rızası’nın varlığı (TCK m. 26/2), fiilleri hukuka uygun hale getirecek ve bu eylemler suç oluşturmayacaktır[22]. 

IV. SUÇUN ÖZEL GÖRÜNÜŞ BİÇİMLERİ

A. SUÇA TEŞEBBÜS

Teşebbüs, icra hareketlerinin yarım kalma sebeplerinden biridir. Kanunumuz bazı suç tipleri açısından, teşebbüsün de cezalandırılacağına hükmetmiştir. Teşebbüs durumunda ya icra hareketleri bitmemiştir ya da icra hareketleri tamamlanmış fakat netice meydana gelmemiştir.

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunda yer alan her üç suç da salt hareket suçu niteliğinde olduğundan, ancak icra hareketleri bölünebiliyorsa ve icra hareketlerine başlanmasına karşı failin elinde olmayan nedenlerle suçun tamamlanamaması halinde teşebbüs söz konusu olabilecektir.

B. SUÇA İŞTİRAK

Bu suçlar, iştirak açısından herhangi bir özellik göstermez, suçlara iştirakin her hali (TCK m. 37-39) mümkündür.

C. SUÇLARIN İÇTİMAI

Maddede içtima konusunda özel bir hüküm bulunmadığından içtima sorunun genel hükümler (TCK m. 42-44) çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. Fail, hukuka aykırı olarak öğrendiği haberleşme içeriğini ifşa edeceği tehdidi ile haksız bir çıkar sağlamışsa bu durumda fiilin işleniş biçimine göre failin hem 131/1 hem de yağma veya şantaj suçundan gerçek içtima kurallarına göre cezalandırılması gerekir. Haberleşmenin gizliliğini ihlal, her defasında mağdurun aynı kişi olması koşulu ile zincirleme suç (TCK m. 43) şeklinde işlenmesi mümkündür[23]. "Bununla birlikte zincirleme suç kurallarının uygulanabilmesi için, kanunun aynı hükmünün ihlal edilmiş olması gerektiği, oysa aynı madde içerisinde olmakla birlikte, her üç fıkrada düzenlenen suçlar birbirinden farklı olduğu için, zincirleme suç kurallarının uygulanabilmesi bakımından her defasında aynı fıkranın ihlal edilmesi gerekmektedir[24].

"Gizliliği ihlal edilen haberleşmenin aynı zamanda kayda da alınması durumunda yalnızca TCK m. 132/1 c.2 ‘nin uygulanması ile yetinilir; ayrıca faile gizliliği ihlal nedeni ile TCK m. 132/1 c.1 uyarınca ceza verilmez. Buna karşılık haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kişi aynı zamanda bunu ifşa da etmiş ise, hem TCK m. 132/1 ve hem de TCK m. 132/2’nin birlikte uygulanması gerekir[25].

”Ancak dinleme ve ses alma cihazıyla haberleşme içeriğine müdahalelerin yapılmasının başka suçları oluşturacağı yönünde görüşler bulunmaktadır. Birinci görüş dinleme ve ses alma cihazıyla haberleşme içeriğine müdahalelerin ‘kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması’ suçunu (TCK m. 133)”[26]oluşturacağı yönündedir. İkinci görüş ise, TCK m. 132/1 c. 2’de belirtilen gizlilik ihlalinde, haberleşme içeriklerinin kaydedilmesi suretiyle gerçekleşmesinin aranması sebebiyle haberleşme içeriğinin kaydedilmesi için bir cihazın kullanılmasının gerekmesi ve ayrıca TCK m. 133’ün uygulanması için kişiler arasındaki konuşmanın ‘haberleşme’ niteliğinde olması aranmayacağından TCK m. 133’de belirtilen suçun oluşmayacağı”[27]yönündedir.

Haberleşme içeriğinin ifşa edilmesi, aynı zamanda hakaret suçunu da oluşturuyorsa, TCK m. 132/2 ve 132/3 ile hakaret suçu arasında fikri içtima kurallarının uygulanması yoluna gidilir. 

V. Tüzel Kişiler Hakkında Güvenlik Tedbirleri

TCK m. 140 uyarınca; "Bu suçun işlenmesi dolayısı ile tüzel kişiler hakkında bunlara özgü ‘iznin iptali’ ve ‘müsadere’ güvenlik tedbirlerine (TCK m. 60) hükmedilir.” 

VI. Kovuşturma

Suçun soruşturma ve kovuşturması şikayete bağlı olarak yapılır (TCK m. 139) ve suç uzlaşma kapsamındadır (CMK m. 253-254). 

VII. Görevli Mahkeme

TCK m. 132/1 c.1: Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunda görevli mahkeme Sulh Ceza Mahkemesidir.*

TCK m. 132/1 c.2: Haberleşme Gizliliğinin İhlalinin Kayıt Sureti ile Gerçekleşmesi halinde Asliye Ceza Mahkemesi görevlidir.

TCK m. 132/2: Kişiler Arasındaki Haberleşme İçeriklerini İfşa Suçunda görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.

TCK m. 132/3: Kendisi İle Yapılan Haberleşme İçeriğini İfşa Suçunda Sulh Ceza Mahkemesi görevli olmakla birlikte; 5187 sayılı Basın Kanunu m. 27/1 uyarınca, bu suçun basın yolu ile işlenmesi halinde görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. 

VIII. TCK m. 132’nin Diğer Suçlardan Ayrılması

A. TCK m. 124

Haberleşme içeriğinin öğrenilmesi ve kaydedilmesi değil de engellenmesi söz konusu ise bu durumda 124. Maddede tanımlanan suç oluşur[28].

B. TCK m. 133

Yeni TCK m. 133 ile haberleşmenin dışında ve fakat buna benzeyen bir durum da öngörülmüştür. Buna göre, Kişiler arasındaki özel konuşmaların, bir alet ile dinlenilmesi veya bunların ses alma cihazına kaydedilmesi suç olarak düzenlenmiştir. Bunun yanı sıra taraf olunan karşılıklı konuşmanın da banda kaydedilmesi de suç olarak kabul edilmiştir.

Bu gibi eylemler sonucu elde edilen bilgilerden yarar sağlamak veya bu bilgileri başkalarına vermek ya da bu durumu temin etmek veya konuşmaları basın yayın yolu ile yayınlamak, aynı şekilde suç olarak düzenlenmiştir[29]. Rıza bu madde kapsamında hukuka uygunluk nedeni olarak düzenlenmiştir. 

C. TCK m. 134

TCK m. 134 kapsamında korunan hukuki değer başlığı altında ‘Özel hayatın gizliliği, gizli eylemlerin kayda alınması, bunların ifşa edilmesi ya da basın yayın yolu ile işlenmesi’ suç ve suçu etkileyen sebep olarak sayılmıştır.

Maddenin uygulanması bakımından dikkat edilmesi gereken husus TCK m. 134’ün haberleşmeye yönelik olanlar dışındaki özel yaşam alanına yönelik ihlaller bakımından uygulama alanı bulacağıdır. Zira haberleşmenin gizliliği TCK m.132 ile özel olarak korunmuş bulunmaktadır. Bu itibarla her ne kadar haberleşmenin gizliliğine yönelik yapılan ihlaller de özel hayat kapsamında değerlendirilse bile özel düzenleme gereği m. 132 uygulanmalıdır[30].

İfşa”, açık veya örtülü; yazılı veya sözlü olabilir. Ancak Doktrinde Yeni TCK m. 132’de ifşanın " hukuka aykırı” olması gerektiğinden söz edilmekle birlikte, burada böyle bir zorunluluk aranmamasının anlamsız olduğu belirtilmektedir[31]. Hukuka uygun olarak elde edilmiş görüntülerin ifşasını da bu çerçevede değerlendirmek normun koruma amacına uygun düşecektir. Zira hüküm özel hayatın gizliliğini hukuka aykırı müdahalelere karşı korumaktadır. Kişi görüntüsünün alınmasında rıza göstermiş olabilir ancak bu rıza görüntünün ifşasını da kapsamamaktadır. Bu durumda kişinin rızası ile alınan görüntüsünün onun rızası dışında ifşa edilmesini de madde kapsamında değerlendirmek gerekmektedir[32].  

D. TCK m. 135

Özel yaşamın gizliliğini ihlal gibi, kişisel verilerin kaydedilmesi de yeni bir suç biçimi olarak YTCK’da öngörülmüştür. YTCK m. 135’te kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi ile suç meydana gelmektedir.

Kişisel verilerin anlam, içerikleri maddenin ikinci fıkrasında belirtilmiştir. Buna göre, felsefi, siyasi, dini, ırki, ahlaki, cinsel yaşam, sağlık veya sendikal bağlantılara ilişkin bilgiler kişisel veridir.

Kişisel verilerin başkalarına verilmesi, yayılması, ele geçirilmesi veya yok edilmemesi, TCK m. 135-138’de suç olarak öngörülmüştür. 


[1] Doğan Soyaslan, Ceza Hukuku Özel Hükümker, 8. bs., Ankara, Yetkin Yayınları, 2010, S. 325., Cevdet Yavuz, Türk Medeni Kanunu Borçlar Kanunu, 3. bs., İstanbul, Beta Yayınları, 2004.

[2] Ali Parlar, Muzaffer Hatipoğlu, 5237 Sayılı TCK’da Özel ve Genel Hükümler Açısından Sulh Ceza Davaları, 2. bs., Ankara, Adalet Yayınevi, 2009, S. 319.

[3] Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, sy. 1, 2007, S. 117.

[4] Soyaslan,a.g.e., S. 327.

[5] Parlar, Hatipoğlu, a.g.e., S. 319-320.

[6] Şen, İBD 2005, s. 712. 

[7] Ejder Yılmaz, Öğrenciler İçin Hukuk Sözlüğü,3. bs., Ankara, Yetkin Yayınları, 2005, S. 298.: "İfşa: Açığa vurma”

[8] Soyaslan,a.g.e., S. 269.

[9] Durmuş Tezcan, Mustafa Ruhan Erdem, R. Murat Önok, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, 7. bs., Ankara, Seçkin Yayınevi, 2010, S. 499. 

[10] Parlar, Hatipoğlu, a.g.e., S. 321-322.

[11] Tezcan, Erdem, Önok, a.g.e., S. 501., Öztürk/Erdem, Ceza Hukuku, a.g.e., S. 226.: "Öğretide, suç tipinde yer verilen bu tür bir unsurun suç tipinin herhangi bir unsurunu nitelendiriyorsa, tipikliğe; bütün olarak fiili nitelendiriyorsa hukuka aykırılığa ait olduğu kabul edilmektedir." 

[12] Parlar, Hatipoğlu, a.g.e., S. 322.

[13] Bunlar: mektup, telgraf, kapalı zarf’tır 

[14] Bu doğrultuda Yeni TCK m. 132 ile haberleşmeyi gerçekleştirmek için yararlanılan araçlar bakımından bir sınırlamaya gidilmeyerek, teknolojik gelişmeye bağlı olarak ortaya çıkan yeni haberleşme araçları da koruma kapsamına alınmıştır.

[15] Parlar, Hatipoğlu, a.g.e., S. 320. 

[16] Tezcan, Erdem, Önok, a.g.e., S. 498.

[17] Tezcan, Erdem, Önok, a.g.e., S. 498-499.

[18] Tezcan, Erdem, Önok, a.g.e., S. 498-499.

[19] Parlar, Hatipoğlu, a.g.e., S. 320-321.

[20] Parlar, Hatipoğlu, a.g.e., S. 322.

[21] Gazetecilik mesleğinin icrası da bu suçta hukuka aykırılığı ortadan kaldıran sebeplerden olarak sayılmıştır.

[22] Parlar, Hatipoğlu, a.g.e., S. 320-321.

[23] Parlar, Hatipoğlu, a.g.e., S. 322-323.

[24] Tezcan, Erdem, Önok, a.g.e., S. 503-504. 

[25] Tezcan, Erdem, Önok, a.g.e., S. 503-504. 

[26] Soyaslan,a.g.e., S. 268. 

[27] Tezcan, Erdem, Önok, a.g.e., S. 499.

[28] Parlar, Hatipoğlu, a.g.e., S. 320-321.

[29] Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 1. Sy., 117-124, S. 118. 2007.

[30] Behiye Eker Kazancı, Kişilerin İzinsiz Görüntülerinin Alınmasının TCK m. 134 Çerçevesinde Korunması, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, c. 9., 1. Sy., 131-164, 2007, S. 142. 

[31] Bkz. Tezcan, Durmuş/Erdem, Mustafa Ruhan/Önok,Rifat Murat, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, Ankara 2007, s. 469. 

[32] Behiye Eker Kazancı, Kişilerin İzinsiz Görüntülerinin Alınmasının TCK m. 134 Çerçevesinde Korunması, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, c. 9., 1. Sy., 131-164, 2007, S. 151.

BİBLİYOGRAFYA / KAYNAKÇA:

-Artuk, Mehmet Emin / v.d.: Ceza Hukuku Özel Hükümler, 10. bs., Ankara, Turhan Kitapevi, 2010.

-Atabay, Orkun: Avrupa Birliği’ne Uyum Sürecinde Türk Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku II. Kitap, 1.bs., İstanbul, İstanbul Barosu Yayınları, 2010.

-Dikici, M. Fatih: Ceza Hukuku- Ceza Muhakemesi Hukuku, 6. bs., Ankara, Seçkin Yayınevi, 2009.

-Donay, Süheyl: Türk Ceza Kanunu Şerhi, 1. bs., İstanbul, Beta Basım, 2007.

-Ersan, Aykut: "Özel Hayatın Gizliliği ve Bu Konuda Özel Bir Suç Tipi Olarak Özel Hayatın Gizliliği Suçu”, S. 219-249, Avrupa Birliği’ne Uyum Sürecinde Türk Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku, II. Kitap, Proj. Yön. Fatih Selami Mahmutoğlu, İstanbul Barosu Yayınları, 2010.

-Ersoy, Yüksel: Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara, 2002.

-Hakeri, Hakan: Ceza Hukuku Temel Hükümler Genel Hükümler Temel Bilgiler, 5. bs., Ankara, Seçkin Yayınevi, 2010.

-Kazancı, Behiye Eker: Kişilerin İzinsiz Görüntülerinin Alınmasının TCK m. 134 Çerçevesinde Korunması, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, c. 9., 1. sy., 2007, 131-164. 

-Kuzu, Burhan: Türk Anayasa Metinleri ve İlgili Mevzuat, İstanbul, Filiz Kitabevi, 2009.

-Meran, Necati: Açıklamalı- İçtihatlı Sulh Ceza Davaları, 1. bs., Ankara, Seçkin Yayınevi, 2007.

-Meran, Necati: Açıklamalı- İçtihatlı Yeni Türk Ceza Kanunu, 2. bs., Ankara, Seçkin Yayınevi, 2007.

-Özgenç, İzzet: Türk Ceza Kanunu Gazi Şerhi (Genel Hükümler), 3. bs., Ankara, Açık Ceza İnfaz Kurumu Matbaası, 2006.

-Parlar, Ali / Hatipoğlu, Muzaffer: 5237 Sayılı TCK’da Özel ve Genel Hükümler Açısından Sulh Ceza Davaları, 2. bs., Ankara, Adalet Yayınevi, 2009.

-Soyaslan, Doğan: Ceza Hukuku Özel Hükümler, 8. bs., Ankara, Yetkin Yayınları, 2010.

-Tezcan, Durmuş / v.d.: Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, 7. bs., Ankara, Seçkin Yayınevi, 2010.

-Yavuz, Cevdet: Türk Medeni Kanunu- Borçlar Kanunu, 3. bs., İstanbul, Beta Basım, 2004.

-Yılmaz, Ejder: Öğrenciler İçin Hukuk Sözlüğü, 3. bs., Ankara, Yetkin Yayınları, 2005.

Bu sayfayı paylaş