Faydalı Linkler

Araçlı Şoför Temini ile Yapılan İşçi İşveren Sözleşmesi Kapsamında Sebepsiz Zenginleşme Davası


Araçlı Şoför Temini ile Yapılan İşçi İşveren Sözleşmesi Kapsamında Sebepsiz Zenginleşme Davası
Bu dönemde araç kiralama bedeli ile işçilik ücreti ayrı ayrı ödendiğinden bu ödemelerin mükerrer olduğundan söz edilemeyeceği gibi davalı işçide haklı bir güven oluşturulmuştur. Burada ödemenin sebepsiz olduğundan söz edilemez.

 

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
2017/4826 E. - 2017/9393 K.T. 30.05.2017

 

 

Mahkemesi : Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
KONU          : Sebepsiz Zenginleşme/Tazminat

 

ÖZET: Taraflar arasında araçlı şoför temini yönünden sözleşme yapılmış ve araç sahibi işverenin talimatı ile şoförlük hizmetini yerine getiriyor ise burada karma bir sözleşme vardır. Davalı işçi davacı işverende, şoför olarak çalışmaktadır. Davalı işçi şoför olarak iş görme edimini devam ettirmiş, araç kiralama sözleşmesi dışında ayrı iş sözleşmesi imzalanmış, ücreti ödenmiş, primleri de işveren tarafından yatırılmıştır. Davacı ile 2007-2010 arası karma sözleşme imzalanmıştır. Bu dönemde araç kiralama bedeli ile işçilik ücreti ayrı ayrı ödendiğinden bu ödemelerin mükerrer olduğundan söz edilemeyeceği gibi davalı işçide haklı bir güven oluşturulmuştur. Burada ödemenin sebepsiz olduğundan söz edilemez.

KARAR: Davacı işveren vekili, davalının Fabrikada şoför olarak görev yaptığını, 2007-2010 yıllarında yapılmış olan hizmet aracı kiralanmasına ilişkin yapılan ihaleleri aynı zamanda alarak bu işleri de üstlendiğini, böylelikle ihale kapsamında yaptığı, iş boyunca aynı zamanda şoför olarak kadrolu işini de ifa ettiği, bu sebeple 2007 yılı için 1.260,59 TL, 2008 yılı için 5.151,83 TL, 2009 yılı için 3.685,49 TL, 2010 yılı için 561,88 TL fazla ödeme yapıldığını iddia ederek, toplam 10.659,79 TL kurum zararının ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalı işçinin 07/02/2007 ile 14/04/2010 tarihleri arasında kiralık araç hizmetini yüklemeci olarak gerçekleştirdiği ve söz konusu fabrikada aynı dönemde şoför kadrosunda istihdam edildiği, ihale doğrultusunda kiralık hizmet aracından gelir elde ettiği süreler boyunca aynı zamanda kadrolu işinden dolayı da ücret aldığı, böylelikle davalı işçiye mükerrer ödemeler yapıldığı belirtilmek suretiyle 2007-2008 ve 2009 yılları için ilk 6 aylık ve ikinci 6 aylık fazla ödeme tablolarının ve 2010 yılı için ilk 6 aylık fazla ödeme tablolarının tanzim edilerek davalı işçiye 10.659,79 TL tutarında mükerrer ödeme yapıldığının tespit edildiği, davalının aynı zamanda belirtilen tarih aralıklarında ihale aldığı kurumun kendisinin de kadrolu şoför olarak çalıştığı kurum olması ve bu kurumun 20/12/1996 tarih, 22853 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan ... Ana Statüsü kapsamında iktisadi devlet teşekkülü niteliğinde olması nedeniyle, yukarıda anılan yasanın 8. ve 9. fıkraları doğrultusunda her türlü mali hak ve sosyal yardımlardan yararlanamayacağından ve davalıdan tahsili istenen ücret alacaklarının da bu mali hak ve sosyal yardımlar kapsamında kaldığından, davalı işçiye yapılan fazla ödemelerin davacı işverenlikçe sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda istenebileceği, bu yönüyle davalının fazladan almış olduğu bu edinimleri iade zorunluluğunun bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

Öncelikle dava tarihinde mülga, ancak ödemelerin yapıldığı tarihte yürürlükte olan 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 61 ve 01.07.2012 tarihinde yürürlükte olan 6098 Sayılı T.B.K.'nun 77. maddesindeki düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşmenin borç doğurmasının nedeni, kişinin iradesi dışında mal varlığında bir eksilmenin meydana gelmesidir.

Hukuki muamelenin (akdin) kurulmaması, eksik kurulması veya geçersiz kurulması gibi hukuki sebebin geçersiz olması, gerçekleşmemiş olması, sonradan ortadan kalkması, borç olmayan şeyin yanlışlıkla ödenmesi, zenginleşmenin zenginleşenin müdahalesinden doğması, yine zenginleşmenin umulmayan bir olaydan doğması sebepsiz zenginleşme yollarından sayılır. Bir borcu ifa etmek düşüncesiyle veya karşı taraftan bir edimin ifası beklentisiyle yapılan ifalar sonucu vuku bulan kazandırmalar, ifa sonucu zenginleşme oluşturur ve bu sebepsiz zenginleşme konusu olur.

Dava konusu talebi oluşturan sebepsiz zenginleşme davalarında iade alacaklısının geri alma hakkının varlığını öğrenmesinden itibaren 1 yıl (6098 sayılı TBK.’da bu süre 2 yıl olarak belirlenmiştir) ve her halde bu hakkın doğduğu tarihten itibaren 10 yıl sonra nedensiz zenginleşmeden doğan iade istemi zamanaşımına uğrar. Bir yıllık süre zarar görenin malvarlığındaki eksilmeye yol açan eylem ve işlemin haksız olduğuna kesin olarak kanı bulunduğu ve mal varlığındaki eksilmenin miktarıyla haksız edinenin şahsını tam olarak öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır. 10 yıllık süre ise iade borcunun doğduğu andan itibaren işlemeye başlayacaktır.

Geri verme borcunun kapsamı, sebepsiz zenginleşen kimsenin iyiniyetli olup olmamasına göre değişir. Zenginleşen kimse iyiniyetli ise, yani malvarlığında gerçekleşen zenginleşmeyi geri vereceğini bilmiyor veya bilmesi gerekmiyorsa, geri verme anında elinde kalmış olan miktarı vermekle borcundan kurtulur. Daha önce elinden çıkmış olan kısmı geri vermekle yükümlü değildir. Geri vermede iyiniyetli kabulde, fakirleşen ve zenginleşenin konumlarına, özellikle sosyal ve ekonomik durumlarına göre mülga BK.’nun 43 ve 44, 6098 sayılı TBK.’nun 51 ve 52. Maddeleri uyarınca güvenin korunması ilkesinin yargıcın takdir yetkisi ile dengelenerek tamamlanması, bu yolla hakkaniyete ulaşılarak iadesi istenen miktarın azaltılması veya tamamen kaldırılması söz konusu olmalıdır. Ayrıca belirtmek gerekir ki taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde, bir tarafta oluşturulan güvenin korunması ilkesi de önem taşır. Kanunun getirdiği güvenin korunmasına ilişkin hükümler yanında, tarafların sözlü veya yazılı davranışları bu güven ortamını sağlayabilir. Sağlanan güvenin, güven sorumluluğu kapsamında, hukuken korunması gerekir. Güven sorumluluğunda taraflar birbirlerinden bekledikleri güveni boşa çıkarmamalıdır.

Diğer taraftan, işyerinde şoför olarak çalışan işçi ile ayrıca aracını kullanması için ayrı bir sözleşme yapılabilir. Taraflar arasında araçlı şoför temini yönünden sözleşme yapılmış ve araç sahibi işverenin talimatı ile şoförlük hizmetini yerine getiriyor ise burada karma bir sözleşme vardır. Aracın kiralanması ve araç sahibinin kendine ait araçla iş görme edimini yerine getirmesi için yapılan sözleşmeler kira ve iş sözleşmeleridir. Bağımlılık unsuru nedeni ile araç sahibi şoför ile aracı kiralayan işveren arasında iş ilişkisi bulunmaktadır. İşçinin işverene kiraladığı kendi aracında işverenin talimatı ile şoförlük hizmetini yapması hizmet akdi niteliğindedir.

Dosya içeriğine göre davalı işçi 2007 yılından beri davacı işverende, şoför olarak çalışmaktadır. 2007 yılında ise şoför olarak çalışan davalı işçinin aracını kullanması için ihale yapılmış ve ihale ile şoförlük görevi yanında aracını da kullanmıştır. Davalı işçi şoför olarak iş görme edimini devam ettirmiş, araç kiralama sözleşmesi dışında ayrı iş sözleşmesi imzalanmış, ücreti ödenmiş, primleri de işveren tarafından yatırılmıştır. Araç hizmet ihalesinin bittiği 2010 yılından sonra da şoförlük görevine devam etmiştir. Davacı ile 2007-2010 arası karma sözleşme imzalanmıştır. Bu dönemde araç kiralama bedeli ile işçilik ücreti ayrı ayrı ödenecektir. Bu ödemelerin mükerrer olduğundan söz edilemeyeceği gibi davalı işçide haklı bir güven oluşturulmuştur. Burada ödemenin sebepsiz olduğundan söz edilemez. İş sözleşmesi ve araç kiralanması sözleşmelerine dayanmaktadır. Davanın reddi yerine kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

 Karar Kaynak Bilgisi İçin Tıklayınız

Bu sayfayı paylaş