Faydalı Linkler

Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası İle İlgili Olarak Anayasa Mahkemesi Kararı


Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası İle İlgili Olarak Anayasa Mahkemesi Kararı
Başvurucunun nihai kararın içeriğine erişme imkânını en geç 25/03/2013 tarihinde elde ettiği anlaşılmış olup açıklanan gerekçelerle; başvurunun süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru Numarası: 2014/12822
Karar Tarihi: 08/06/2017

MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesinin
KONU            : Adil Yargılanma Hakkı İle Kişi Özgürlüğü Güvenliği Hakkının İhlal

ÖZET :Denizli Ağır Ceza Mahkemesinin hükmü, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin kararıyla ile düzeltilerek onanmıştır. UYAP yapılan araştırmada Yargıtay ilamının en geç kesinleştirme şerhinin gerçekleştirildiği ve 25/03/2013 tarihinde Mahkemeye ulaştığı görülmüştür. Diğer bir ifadeyle başvurucunun nihai kararın içeriğine erişme imkânını en geç 25/03/2013 tarihinde elde ettiği anlaşılmış olup açıklanan gerekçelerle; başvurunun süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir.

KARAR : Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesi ile 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle Denizli Ağır Ceza Mahkemesinde başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır. Mahkeme kararı ile başvurucunun hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmedilmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine hüküm, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin kararıyla bozulmuştur. Bozma üzerine yeniden yargılama yapan Denizli Ağır Ceza Mahkemesi kararı ile "Her ne kadar Alman adli makamlarından sanık hakkında açılmış dava olup olmadığı saptanamamışsa da sanık hakkında Alman adli makamları tarafından cezalandırılma yoluna gidildiği takdirde söz konusu cezanın Türk mevzuatına göre aldığı cezadan düşüleceği gözetildiğinde bu durumun tespit edilmemesi sonuca etkili görülmemiştir." gerekçesiyle başvurucunun 2863 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmedilmiştir. Temyiz üzerine hüküm, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin kararıyla ile düzeltilerek onanmıştır. Başvurucu, Alman makamlarınca gözaltına alınmasıyla Mahkeme kararından haberdar olduğunu beyan etmiştir.

Başvurucu, masum olduğunu, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini; hakkında hapis cezasına hükmedilmesi nedeniyle ise kişi özgürlüğü güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin öngörülmesi -bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça- hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz.

Bireysel başvuruların, başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir. Anılan düzenlemelerde başvuru yolu öngörülen durumlarda bireysel başvuru süresinin başlangıcına ilişkin olarak "başvuru yollarının tüketildiği tarih"ten söz edilmekte ise de haberdar olunmayan bir hususta başvuru yapılamayacağı dikkate alınarak bu ibarenin "nihai kararın gerekçesinin öğrenilebildiği tarih" olarak anlaşılması gerekir. Bu öğrenme, somut olayın özelliklerine göre farklı şekillerde gerçekleşebilir.

Bireysel başvuru süresi bakımından "nihai kararın gerekçesinin tebliği", öğrenme şekillerinden biridir. Ancak öğrenme, gerekçeli kararın tebliği ile sınırlı olarak gerçekleşmez; başka şekillerde de öğrenme söz konusu olabilir. Bu kapsamda nihai kararın gerekçesinin "dosyadan suret alınması" gibi hâllerde öğrenilmesi de mümkündür. Başvurucuların nihai kararın gerekçesini "öğrendiklerini beyan ettikleri tarih" de bireysel başvuru süresinin başlangıcı olarak ele alınabilir.

Diğer yandan nihai kararın gerekçesi öğrenilmemiş olmakla birlikte sonucunun öğrenildiği durumlar da söz konusu olabilir. Böyle bir durumda sonucu öğrenilen nihai kararın gerekçesine derece mahkemesinden kesin olarak erişilebilmesi mümkün ise bireysel başvuru süresinin sonucun öğrenildiği tarihten itibaren başlatılması gerekir.

Nihai kararın gerekçesinin öğrenilemediği veya nihai kararın sonucunun öğrenilip gerekçesinin kesin olarak öğrenilme imkânının elde edilemediği hâllerde başvuru süresinin hangi tarihten başlayacağının belirlenmesi gerekir. Aksi hâlde sınırsız bir başvuru süresi söz konusu olabilecektir. Bu kapsamda yapılacak değerlendirmede sürenin başlangıç tarihinin, başvurucuların özen yükümlükleri ile mahkemeye erişim haklarının aşırı sınırlanmaması hususlarının birlikte dikkate alınması gerekir.

Başvurucuların bireysel başvuruda bulunmak amacıyla dava ve başvurularını takip etmek için gerekli özeni gösterme yükümlülüğü vardır. Bu yükümlülük kapsamında ilk derece mahkemesine fiilen ulaşan nihai kararın gerekçesini öğrenme konusunda gerekli özeni gösterme sorumluluğu başvuruculara aittir. Diğer bir ifadeyle başvurucular veya vekillerinin ilk derece mahkemesine ulaşan kararın bir örneğini almak için özenli davrandıklarını kanıtlamaları gerekir.

Yargıtay Ceza Daireleri tarafından verilen kararların taraflara tebliğine ilişkin bir düzenleme mevzuatta bulunmamaktadır. Ceza yargılamasında nihai kararın tebliğ edilmediği durumlarda kararın derece mahkemesine ulaşmasından ve böylece gerekçesinin erişilebilir olmasından sonra özen yükümlülüğü kapsamında makul bir süre içinde bireysel başvuru yapmak isteyen ilgililerden karara erişmeleri ve karar gerekçesini öğrenmeleri beklenir. Bu kapsamda erişilebilir olan nihai kararın en geç üç ay içinde ilgilileri tarafından bilindiği ve gerekçesinin öğrenildiği kabul edilmelidir. Aksi tespit edilmediği sürece bireysel başvuru için 6216 sayılı Kanun'da öngörülen otuz günlük başvuru süresi bu tarihten itibaren başlayacaktır

Somut olayda Denizli Ağır Ceza Mahkemesinin hükmü, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin kararıyla ile düzeltilerek onanmıştır. UYAP yapılan araştırmada Yargıtay ilamının en geç kesinleştirme şerhinin gerçekleştirildiği ve 25/03/2013 tarihinde Mahkemeye ulaştığı görülmüştür. Diğer bir ifadeyle başvurucunun nihai kararın içeriğine erişme imkânını en geç 25/03/2013 tarihinde elde ettiği anlaşılmıştır.

Nihai kararın içeriğine erişme imkânının elde edildiği 25/3/2013 tarihinden itibaren özen yükümlüğü kapsamında kararın içeriğinin öğrenildiği kabul edilen üç aylık sürenin sonundan itibaren otuz günlük bireysel başvuru süresi içinde en geç 25/6/2013 tarihine kadar başvurucu tarafından bireysel başvuruda bulunulması gerekirken başvuru süresi geçtikten sonra 22/7/2014 tarihinde bireysel başvuru yapılmıştır.

Açıklanan gerekçelerle; başvurunun süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna, yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına 08.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 Karar Kaynak Bilgisi İçin Tıklayınız.

Bu sayfayı paylaş